İçeriğe geç

Türkiye’de Kitap ve 2017 Rakamları

Yıllardır bir sıralamadan söz ediliyor: Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Raporu’na göre Türkiye’de kitap ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada! Uzun zamandır duyuyoruz bunu, peki bu sıra hiç mi değişmiyor? Gelin rakamlarla bir bakalım geçtiğimiz 2017 Türkiye’sine.

2018’in gelmesiyle birlikte 2017’ye dair bazı istatistikler açıklanmaya başladı. Başta Yayıncılar Birliği Federasyonu (YAYFED), 2017 yılında geçen yıla oranla%1’lik bir büyümeyle toplam 407.739.008 kitabın yayınlandığını açıkladı.

  

 

Bu 407 bin kitabın kategorisine baktığımızda ise ;

Yetişkin (Araştırma-İnceleme): 77.621.806, Yetişkin Kurgu (Edebiyat-Sanat): 25.072.382, Çocuk-Gençlik Kitapları: 41.867.509, İnanç Kitapları: 42.229.572, Akademik Yayınlar: 4.755.186, Eğitim Kitapları: 209.504.110, İthal Kitaplar: 6.688.443 

 

 

Ayrıca 2016’ya dair şu veriyi de kaynağından paylaşmak isterim. Geçtiğimiz Ocak (2018) ayında gerçekleşen 11. Çukurova Kitap Fuarında Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk 2016 yılında üretilen 666 milyon 865 bin 579 kitabın 404 milyon 129 bin 293 adetinin çoğunu özel sektör tarafında üretildiğini ve nüfusumuza oranla da kişi başına 8.4 kitabın düştüğünü belirtti. Ayrıca 2016 yılında Türkiye’de 54 bin 446 adet yeni kitap üretildiğini, 2017 için de resmi rakamların henüz açıklanmadığını ama sayının 60 bine yaklaştığını aktardı.

Değerlendirme yapabilmek için bakmamız gereken ilişkili diğer bir rakam ise 2017 Türkiye nüfusu. TÜİK’e göre 31 Aralık 2017 tarihi itibarıyla nüfusumuz 80 milyon 810 bin 525 kişi oldu.

Rakamları şöyle bir toparladıktan sonra öncelikle dikkatimi çeken 2017 yılında basılan kitapların kategorileri. Dikkat ederseniz Eğitim Kitapları kategorisi yani ders kitapları, test kitabı, konu anlatım gibi kitaplar neredeyse yarısını (%51,4) oluşturuyor. Bu durum 2016’da da aynıydı hatta %55’in üzerinde. Yayıncılar Birliği Başkanı’nın söylediği kişi başı 8,4 kitap rakamsal olarak doğru diyebiliriz ama kitap okuma oranı anlamında bu rakam tam karşılığını maalesef bulmuyor.

Bir diğer konu ise 2016’da 54 bin ve 2017 de 60 bine yakın yeni kitabın basılması. Ortalamaya baktığımızda 2017 yılında aylık 5 bin yeni kitap çıktığını söyleyebiliriz. Yukarıdaki kategorilere göre ise yarısı eğitim kitapları, bir kısmı akademik kitap dersek yine ayda en az 2 bin yeni kitabın çıkması oldukça yüksek bir rakam. Buna okur gözüyle baktığımızda kitap seçme kararının ne kadar zor olduğunu söyleyebiliriz. Tabi satın alma/okuma kararımızı da yazarın veya kitabın popülerliği daha çok etkiliyor bu durumda. Çok satanlara baktığımızda da bunu rahatlıkla görebiliriz. Bir kitabevi sahibi olarak baktığımızda ise işin içinden çıkılmaz boyutta olduğunu düşünebiliriz. Bundan dolayıdır ki birçok kitabevi raflarında çok satan ya da satması muhtemel kitapları bulunduruyor ve diğer kitapları bulunduramıyor. Bunun sonucunda da okurlar kitabı e-ticaret sitelerinden satın alıyor.

Söz kitap satın almaya gelmişken kitap fuarı rakamlarına da değinmeden olmaz diye düşünüyorum. Sektörün nabzı diye bilinen, her yıl Kasım ayında gerçekleşen TÜYAP İstanbul Kitap Fuarının 2017 verilene şöyle bir bakarsak 820 katılımcı (yayıncı) ve 742.445 ziyaretçi ile bir önceki yıla göre yaklaşık %20 artış göstermiş. 3 binden fazla imza gününün ve 300’e yakın etkinliğin olması yani bir önceki yıla göre %40’lık artışın olması kitaba olan ilginin artığını gösteriyor diyebiliriz. Ama bu ilgi kitaba mı yoksa yazara mı, tartışılır.

Tüm bu rakamlara baktığımızda, sayısal karşılığı olarak, okuma oranımızdan çok kitap satın almada bir artışın olduğunu söyleyebiliriz. Bu rakamlarla okuma oranını ne kadar ölçebiliriz bilemem. Ama bu rakamlar tam olarak okuma oranını vermese de (ben öyle düşünüyorum) okuma oranında bir artışın olduğunu söyleyebiliriz, ne de olsa ateş olmayan yerden duman çıkmazmış. 

Yıllardır söylenen bir Japon yılda ortalama 25 kitap okuyor, İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okurken 6 Türk 1 kitap okuyor geyiği bence artık modasını yitiriyor diyebiliriz. Durum gerçekten böyle olsaydı ne yayıncılar ne de hala varlığını devam ettirebilen kitabevleri ile e-ticaret siteleri ayakta kalabilirdi. Yayıncılar Birliği Başkanı Kocatürk yine bir açıklamasında Türkiye’de yayıncılığın 2 milyar 126 milyon dolar büyüklüğünde olduğunu ve dünya yayıncılığında 11’inci sırada yer aldığını belirtmişti. Tüm bunlar aslında birbirini destekleyen rakamlar. Bu durumda okumanın önemini yitirmediğini, belki yetişkinler yeteri kadar okumasa dahi bunun bilinci ile çocuklarını okumaya teşvik ettiğini aşağıdaki tabloya bakarak da söyleyebiliriz. Sonuçta yine bu alanda talep olmasa yayıncılar da çocuk kitaplarına bu kadar yönelmezdi.

Okumak bireysel bir eylem olsa da alışkanlık ve okuma motivasyonu konusunda çevresel faktörler çok büyük önem taşıyor. Bazen iş arkadaşımız bazen en yakın arkadaşımız ya da eşimiz, çocuğumuz bu konuda bizi örnek alıyor hatta bazen de bize yol gösterici olabiliyor. Hep beraber fuarlara gitmek, kitabevi raflarını karıştırmak, kitapları incelemek,  üzerinde konuşmak, tartışmak bizi aydınlatacak olan bir davranıştır. Umarım bu davranış daha fazla yayılır ülkemizde. Çünkü okumak kurtaracak, aydınlatacak ülkeyi.

Son bir not: Ankara ve yakınlarında yaşayanlar için bu hafta sonu başlayacak olan Ankara Kitap Fuarını hatırlatmak isterim (16-25 Ocak 2018, ATO Congresium).

Bir başka yazıda görüşmek üzere.

 

Tarih:Tüm Yazılar

Tek Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.