İçeriğe geç

Okumanın Yaşı Yoktur!

Okumanın hayatımızın her alanında en az ekmek su kadar gerekli olduğunu hepimiz biliyoruz aslında. Çocuklarımıza ne gibi faydası oluyor, iş hayatında ne gibi katkıları oluyor, hatta yaşlılıkta Alzheimer’a bile karşı geldiğini öğreniyoruz her geçen gün. Hatta okul okumak bile sınır tanımıyor. 109 yaşındaki Saide Nine’nin okuma yazma kursundaki gösterdiği azim ile 80 yaşında üniversiteden mezun olan Mehmet Amca herkese örnek oluyor. (Merak edenler için Guinness’e göre üniversiteden mezun olma rekoru 96 yaşındaki Japon Shigemi Hirata’da) Gelin hep beraber  aile boyu okumanın önemine genel hatlarıyla bir bakalım.

Kimimize göre okuma alışkanlığını edinmek zaman alabiliyor. Bunda aile kültürü, sosyal ortam, eğitim ve gelir düzeyi gibi etkenlerin önemi oldukça büyük. Bu açıdan aile içerisindeki okuma, okuma kültürü açısından çok önemli. Anne-baba ister ilkokul mezunu olsun ister üniversite mezunu olsun ya da anne ev hanımı baba profesör olsun kitap okuma alışkanlığı bambaşka bir kazanım ve kültürdür.

”Kendisiyle ilgilenen bir anne-baba ile evinde okuyabilecek bol kitap bulan bir çocuk, yoksul sayılmaz.”
                                                                                                                           (Sam Levenson)

Bir oyuncuyla karşılaştığımızda ‘sizi ailecek severek izliyoruz!’ yerine bir yazarla karşılaştığımızda ‘ailecek tüm kitaplarınızı okuduk’ diyebilmek ülkemiz açısından çok büyük bir adım. Peki, nasıl olacak derseniz, günde 330 dakika yani 5,5 saat TV izlemek yerine günde en az 1 saat kitap okuyarak olur.

 

Diyelim ki ailecek kitap okuyoruz, ne olur dersek, gelin şöyle bir bakalım ailecek, severek okumanın katkılarına.

Öncelikle çocuklardan başlarsak;

0-3 yaş aralığındaki çocuklarda kitap okumanın önemini Prof. Dr. Selçuk Şirin yazılarında ve sunumlarında şu şekilde açıklıyor. İlk 36 ay bebeklerde beyin gelişimi tamamlandığı için o dönemde çocuğun duyduğu ve öğrendiği kelimelerin çok önemli olduğunu, 30 milyon kelime farkı meselesiyle derinlemesine açıklıyor.

Konuyu kısaca açarsak, gelir durumuna göre şekilde de görüleceği gibi üst gelir (45 milyon kelime) ve alt gelir (15 milyon kelime) gurubundaki aileler arasında 30 milyon kelime açığı var.  Ailelerdeki bu gelir seviyesinden dolayı da ebeveynler tarafından kullanılan ve çocukların gelişim döneminde duyduğu bu kelimeler farklılık göstereceğinden bu yaş grubundaki çocuklara her gün en az 10-15 dakika da olsa kitap okumak gerekiyor. Çünkü araştırmaya göre o çocuklar ilkokula bu 30 milyon kelime farkı ile başlıyor ve bu farkın da ancak bu dönemde çocuklara kitap okuyarak azaltabileceği vurgulanıyor.

Kitap okuma alışkanlığı okul dönemindeki çocuklarda ise iç ve dış dünyasını olumlu etkilemekle birlikte yaratıcı hayal gücünü geliştirir. Ayrıca hepimizin bildiği gibi kelime hazinesi gelişir ve zihinsel, duygusal, sosyal gelişimine katkıda bulunur. Bunlarla birlikte okul hayatında okuduğunu anlama, problem çözme hızı gibi becerilerde de katkısı olmaktadır. Hacettepe Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre de okul başarını artırmaktadır. En önemlisi de devam eden bir öğrenme süreci kası gelişir.

Üniversitede de neden daha çok kitap okunmalı dersek; öncelikle teorik bilgilerin öğrenildiği bölüm/alanla ilgili kitapları okumak o öğrencinin iş bulma yarışında rakibi olacak olan mezun arkadaşlarına göre bilgi düzeyini artıracaktır. Kişisel gelişim ya da mesleği ile ilgili yazılmış iş yönetim kitapları okumak teorik bilgi ile pratik bilginin karışımını sunacaktır. En basitinden o öğrenci klasikleri okumakta geç kaldıysa eğer iş hayatında etkili olacak olan kültür seviyesine katkıda bulunacaktır. Ayrıca üniversite yıllarında memleketinden ya da aile ortamından ilk kez ayrılan öğrenciler için diksiyon konusunda çok faydası olacaktır. Eminim hepimiz üniversite birinci sınıfta hiç duymadığınız kadar şiveyle karşılaşmışızdır.

Peki ya yetişkinlerde?

Birçoğumuz iş hayatı içerisinde farklı konumlarda, mecralarda işimizi/mesleğimizi icra ediyoruz. Günlük hayatımızda, özel ya da kamu kurumu fark etmez, yönetici ya da işçi veya ev hanımları her zaman çevresindekilerle iletişim halindedir. Bu anlamda kitap okumak kendini ifade etme, sağlıklı iletişim kurma, mesleki bilgi birikiminden dünyaya bakış açımıza kadar birçok konuda olumlu katkı sağlar. Bazen yöneticimiz veya patronumuz bizim iş ortamında kullandığımız kelimelerle bireysel gelişimimizi gözlemlerken, bizi değerlendirirken, bazen de yukarda bahsettiğimiz gibi evde çocuğumuzu büyütürken hayata bir kelime daha önde başlamasını sağlarız. Bunlarla birlikte koşturmaca içinde yaşadığımız, teknoloji ile savaş içinde olduğumuz bu yüzyılda yarım saat kitap okumak bazen stresimizi azaltabiliyor ya da uyumadan önce okunan 5-10 sayfa kitap bizim rahat bir uyku uyumamızı sağlayabiliyor. Ayrıca yaş sınırı olmayan bu okuma ve devamlı öğrenme süreci ise devam etmiş oluyor. Bunun sonucunda da bilgi ve kültür seviyemiz artıyor, karakterimizi her geçen yıl şekilleniyor hatta daha iyi yazabiliyor ve kendimizi ifade edebiliyoruz.

Ya Yaşlanınca?

Yazının başında da bahsettiğim gibi Neurology dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre kitap okumanın Alzheimer’i önlediği öne sürülüyor. Ayrıca kitap okurken sağ ve sol lobun beraber çalıştığı ve sol tarafla takip edilen birtakım kavramların, sağ tarafta hayal edildiğini bilim insanlarından duyuyoruz. Antalya’da Prof. Dr. İsmail Tufan tarafından yaşam boyu öğrenme felsefesi ile kurulan 60+ Tazelenme Üniversitesinde ise 60 yaş ve üzerindeki öğrenciler yeni bilgiler öğrenerek zihnin tazelenmesini sağlıyorlar ve bununla birlikte yaşlılığa ve Alzheimer’e meydan okuyorlar.

Yaşımız kaç olursa olsun okumak bilhassa kitap okumak çok önemli, özellikle de aile içinde. Düşünün bir evde zengin bir kitaplık olduğunda hayatımızı nasıl etkiliyor. Yeni doğan bebeğimizin gelişiminden tutun da aile büyüklerimizin Alzheimer’e meydan okumasına kadar katkısı oldukça büyük.

Entelektüel Sermaye!

Yine bir araştırmaya göre evdeki kitap sayısı çocuklarımızın eğitim seviyesini etkiliyor. Nevada Üniversitesi, Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi ve Ulusal Avustralya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre evde 500 kitaplık bir kütüphanenin olması o evdeki çocuğa 15-16 yıl üniversite eğitimi almış ebeveyne sahip olmak kadar değerli olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin Çin’de 500 ya da daha fazla kitap bulunan evlerdeki çocuklar akranlarına göre yaklaşık 6 yıl eğitimlerinde daha ilerideler. ABD’de bu etki yaklaşık 2 yıl. Çalışmaya katılan 27 ülkenin ortalaması ise 3 yıl.

Evde kitaplık olması zor bir şey değil aslında. Sigara, alkol, gereksiz kıyafet veya gereksiz yere dışarıda yenen yemekler gibi harcamalardan biraz kısarak yani aile bütçesinden ayrıca bir harcama yapmadan da kurulabilir bu kitaplık. Mesela 250 adetlik bir kitaplık için; bir kitap ortalama 15 TL dersek ( yaş gruplarına göre kitap fiyatlarına göre ve indirimleri takip ettiğimizde çıkan ortalama bir rakam bence) 250 kitabın değeri 3.750 TL hatta 4 Bin TL diyelim biz buna. Bir akıllı telefona bile gözümüzü kırpmadan verdiğimiz bu parayı aile bireylerimize çok görmemeliyiz bence.

Ailecek kitap okunan bir hafta sonu olması dileğiyle…

 

Tarih:Tüm Yazılar

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.