İçeriğe geç

Kurum İçi Okuma Atölyesi

Okumak ve okutmak için yapılan her şey hem bir kuruma hem de bir ülkeye yapılabilecek en büyük iyiliktir bence. Çünkü günümüzde birçok kurumda bunu üzerine vazife edinen ne bir birim bulunuyor ne de bir yetkili çalışan. Belki bazı kurumlarda, hakkını yememek lazım, insan kaynakları ya da eğitim birimleri bu konuda mücadele ediyor hatta personelinden yöneticilerine ve engel olarak sunulan tüm maddi ve fiziki imkanlara karşı da bir savaş veriyor diyebiliriz.

Bu yazımda, Elma Yayınevi olarak bu sorunu aşmak için ve ne yapabiliriz düşüncesi ile hayata geçirdiğimiz Kurum İçi Okuma Atölyesi üzerinden bir kurumda kitap okumanın önemine dikkat çekmek ve atölye içeriğinden bahsetmek isterim.

Geçtiğimiz ay Elma Yayınevi’nin içinde bulunun Müzecik’te (Çocuk Edebiyatı Müzesi) İzgören Akademi ve Elma Yayınevi çalışanları olarak oluşturduğumuz gönüllü bir ekiple bir araya geldik. Yılda 4 kez uygulamayı planladığımız bu etkinlikte ilk belirlediğimiz kitap Ahmet Şerif İzgören’in Geleceği Yönetmek kitabı oldu. Bu kitabı seçmemizin sebebi ise her iki kurumun da geçtiğimiz şu yıllarda yirminci yılını geride bırakmış ve bırakıyor olması. Bu doğrultuda belirlediğimiz etkinlik temamız ise ‘Değişim Yolculuğunda Ben ve Şirketim’di. Ekinlik öncesi yaklaşık iki hafta tüm ekibe kitabı okuma süresi verildi ve atölye günü geldiğinde benim de moderatörlüğünü üstlendiğim etkinliği geçekleştirdik.

Atölye iki aşamada tasarlandı. İlk bölümünü kitaplar ve okumak üzerine kısa bir sunum oluşturuyor. Aslında hepimiz okumanın önemini bilsek de kitaba geçmeden önce hem dikkatleri toplamak hem de etkinliğin verimli geçmesi açısından önemli bir sunum oldu. Hayatımızın her anında aslında bir okuma eylemi içerisinde olduğumuz vurgulanarak, özellikle iş hayatında işimize yarayacak olan ve literatürdeki okuma türlerinden de kısaca bahsederek, ki bu atölyede edebi okumadan çok iş hayatına uyarlandı, hangi kitap nasıl okunmalı gibi konularda kısa bir bilgilendirme ile üzerinde konuşacağımız kitaba geçildi. 

Yaklaşık bir buçuk saat boyunca ise moderatör ve insan kaynakları yöneticisi tarafından önceden hazırlanmış sorular üzerinden soru cevap şeklinde, etkinliğin ve kitabın teması olan değişim yolculuğu konusunda kurum ve personel ne kadar hazır, birbirinden ne bekliyor veya nasıl ilerliyor, neler yapılabilir, özellikle bu kitap okunurken bu konularda şekillenen düşünceler neler gibi sohbet havasında dolu dolu bir etkinlik gerçekleştirildi.

Daha önce de benzerlerini yaptığımız bu etkinlik aslında ilk değildi. Bazı amaçlar ve beklenen sonuçlar düşünüldüğünde bu okuma grubu çalışmamızı biraz daha şekillendirdik bu etkinlikte.

 

Kısaca Okuma Atölyesi’nden bahsedecek olursak;

Öncelikle, neden kitap?

Eğer,

  • Çalışanlarda aktif öğrenmenin bir alışkanlık haline geldiği
  • Değişime ve gelişime uyum sağlayabilen
  • Olmazsa olmaz dediğimiz araştırma geliştirme faaliyetlerini destekleyen
  • Çalışanlarının gelişimine destek veren
  • Alınan kurumsal eğitimleri destekleyen

 bir kurum olmak istiyorsak en az maliyetle yani kitapla bu amaçlara ulaşmamız mümkün.

Okumak çalışan bir kişi için çok önemlidir. Tabi sadece iş hayatı değil herkes için önemli ama fırsatım yok, çok yoğunum gibi mazeretleri maalesef çalışanlardan sıklıkla duyarız. Çalışan olarak mazeret üretmek ve işveren ya da yönetici olarak da çalışanlardan performans ve gelişim beklemek aslında birbirini tamamlayan şeylerdir. Gelişim ancak değişimle olur ve çalışanlar da bu adımı atmazsa mazeretler ve beklentiler her zaman aynı olur.

OECD verilerine göre ülkemiz, işyerinde problem çözme ve teknolojiyi kullanma konusunda 8 puanla son sıradayken yapılacak ilk şey bence kitap okumaktır. Bu alanımızla ilgili bir kitap da olabilir, makale, köşe yazısı veya teknik bir kitap da olabilir. Önemli olan bilgiye ulaşmak. Mesela Samsung’un anavatanı olarak bildiğimiz Güney Kore Ar-Ge ye bütçesinden %3,6 ayırırken maalesef ülkemizde bu oran %1’in altında (%0.9). Ve Samsung’un 2013 de aldığı patent sayısı Türkiye’de alınan son 50 yılın patent sayısının 18 katı!  Peki, kitapla ne ilgisi var dersek okumanın en büyük ve en önemli araştırma, geliştirme ve öğrenme faaliyeti olduğunun altını çizmek isterim. Yukarıdan yüksek bütçeler beklemeden de pekala işimizi ve kendimizi okuyarak geliştirebiliriz.

Ankara’da Çankaya Belediyesi’nin temizlik görevlileri, gece vardiyalarında bir yandan çöpleri toplarken diğer yandan çöplerin kenarına atılmış halde bulunan kitapları topluyor. Toplanan bu kitaplardan da eski tuğla fabrikasına yaklaşık 4 bin adetlik kütüphane kuruldu.

Okuma Atölyesi konusuna dönecek, toparlayacak olursak, çalışanların hem okuma alışkanlığını geliştirmek hem de kurumla ilgili sorunların tespitinde ve çözümünde mümkün olan tüm personeli dahil edip beraber hareket etme anlamında bu atölye önemli bir uygulama seçeneği diyebiliriz. Çünkü bu atölye ile önceden belirlenmiş kitap ve tema sayesinde konuşulması gereken konular çözüme kavuşturulabilir veya yeni fikirlerin önü açılarak personelin aidiyet duygusu da pekiştirilmiş olur. Çünkü şöyle bir baktığımızda üstelerinden çekindiği için fikrini söyleyemeyen, söylese bile dikkate alınacağı konusunda kuşkuları olan çalışanları ve kurumları görebiliriz. Ayrıca takım çalışması için uyum sorunları, iletişim eksikliği gibi konuların ortadan kalkmasında da katkı sağlayacaktır. Hatta bu uygulamayı kurumlarda sıkça uygulanan arama konferansları gibi de düşünebiliriz.

Unutmamak gerekir ki;

Bilgi güçtür ve ancak okumak ve öğrenmek ile mümkündür.

İster bireysel okuma ister ekip arkadaşları ile okuma olsun ama olsun.

Daha çok okumak dileğiyle…

Tarih:Tüm Yazılar

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.