İçeriğe geç

‘İlk Yazı’m

Yuval Noah Harari Sapiens: Hayvanlardan Tanrılara adlı kitabında  M.Ö. 33. yüzyıla ait (5.000 yaşında ) bir tablette ‘29.086 birim arpa 37 ay Kushim’ yazdığını anlatıyor. Harari, bu yazıyı, 29.086 birim arpanın 37 ay içinde Kushim isimli bir muhasebeci tarafından teslim alındığı şeklinde yorumluyor. Evet bir muhasebeci. Hepimizin de bildiği gibi yazı, Sümerler tarafından M.Ö. 3500-3000 yılları arasında kullanılmıştır ama ilk kullanan şair, yazar falan değildi.

İlk yazı olarak tarihlendirilmiş bu simgeler daha sonra M.Ö. 2.500’de bugün adına çivi yazısı dediğimiz şeye dönüştü. Kushim’in de yaptığı gibi ilk zamanlar kayıt tutmak ihtiyacı ile başlansa da bu çizgiler yazıya, yazılar kodlara ve günümüzde ise kodlar yazılıma evrildi. 9. yüzyılda ise özellikle bu matematiksel veriler artık depolanıp işlenme ihtiyacını doğurdu. Bu kısmi yazı da 0’dan 9’a kadarlık rakamları temsil eden işaretler oldu. Hintlilerin bulduğu ve Arapların yaygınlaştırdığı bu rakamlar artık dünyanın en baskın ve ortak dili haline geldi. Ardından yakın geçmişimizde sayısal yazı da bir devrim yaptı ve bilgisayar tabanlı ikili yazı ortaya çıktı: 0 ve 1. Sonuç olarak kalemin ve kağıdın yerini 0 ve 1’in çeşitli kombinasyonları ile kaydeden bilgisayarlar aldı. Ayrıca bu çetrefilli yolculukta yazının görevini zaman zaman, amaca ve ihtiyaca göre tabi ki,  fotoğraf ve video kayıt aldı.

 

En eski video, 1888’de üretilen Le Prince tek lensli kamera ile Louise Le Prince tarafından çekildi. (2 saniye)

Yukarıdaki, hayatımıza yön veren bu ilklere baktığımızda aslında bilginin aktarılmasıyla özellikle de ilk dönemlerde yazılı şekilde aktarılmasıyla, insanların özgürce gelişmesinde yazının çok büyük katkısının olduğunu söyleyebiliriz. Yazı artık yazılım oldu. Her biri ayrı bir yazılım ile meydana gelen 21. yüzyıl sosyal medya araçları artık hayatımızın bir parçası halinde. Bu arada daha siz ”İlk Yazı”mı okurken Güney Kore çoktan ilkokulda yazılım dersini müfredatına aldı.

Artık günümüzde saatlerce kitap okumak bir yana dursun video izleme süresinin bile ortalama 4 dakikaya (bilgisayarda 4,7 dakika, telefonda 3,7 dakika) düştüğü yani sabrımızın mektup, kartpostal beklemeye hiç mi hiç tahammülünün kalmadığı bu yüzyılda fotoğraf bile ilkel hale gelmeye başladı. Hem ses hem görüntü kaydetmek varken fotoğraf da ne ki, değil mi? Hatta yazıyı, fotoğrafı ve videoyu bir araya getirip hizmetimize sunan popüler uygulamalardan Snapchati kullananlar bilir, görüntüyü kaydetmeye bile sabrımız gibi harddiskimizin de yetersiz kaldığı için artık 1-10 saniye sonra kendini silen snapler atar hale geldik.

Yazılı bilgi olmadan yazılım da olmazdı aslında. Yazılımlar (birilerinin bir şeyler okuyup, öğrenip ürettiği) her geçen gün işimizi kolaylaştırdı. Yazıyı okumaya tahammülümüz kalmadı ki not tutmak yerine bile resim çektik, o da yetmedi video çektik. Baktık sonu gelmez bir veri kirliliği oluyor, siliyoruz hepsini. Tekrar lazım olduğunda da getir geri getirebiliyorsan. Oysa kitaplar öyle mi? Okursun, koyarsın rafına, lazım olduğunda açar bakarsın. Çünkü bir bilginin nerede olduğunu biliyorsan ona ulaşman daha kolaydır. Evet internette de var bilginin alası ama derya deniz bir dünyada bazen ne aradığımızı bulmak için bile saatlerce dolaşıyoruz. 

Evet sevgili okur, bu İlk Yazımı yazarken amacım adını Not Defterim koyduğum kişisel bloğumda (online defterim diyelim biz buna) okuduklarımdan, izlediklerimden, gözlemlediklerimden yani öğrendiklerimden naçizane altını çizdiğim konuları, bilgileri derleyip etrafımdakilerle paylaşmak. Şunu da belirtmeliyim ki ben yazar değilim, hele yayıncılık sektöründe çalışan biri olarak bu işin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyor ve iyi bir okur olabilmek için katıldığım bir yaratıcı okuma atölyesinden sonra da gerçek anlamda “yazar” olmanın ne kadar zor olduğunu daha iyi anladım. Ayrıca zamanınızı boşa harcamamak için hem ilk yazımı yazmak hem de akılda bir şeyler kalması için tarihteki ilk yazının hikayesinden bahsetmek istedim. Ne de olsa  ‘söz uçar yazı kalır’ derler…

Başka yazıda görüşmek üzere…

Tarih:Tüm Yazılar

8 Yorum

  1. Mehmet Emin Ateş Mehmet Emin Ateş

    Kardeşim çok başarılı bir iş çıkartmışsın seni bu ilk işinde ilk tebrik eden ben olmak istedim İnşallah sonraki işlerin için büyük bir basamak olur ve ulaşmak istediğin yere seni en kısa zamanda ulaştırır.

    • Sait İşseven Sait İşseven

      Teşekkürler

  2. fadime gencer fadime gencer

    tebrikler abicim ,başarılı bir çalışma olmuş devamını bekliyorum

    • Sait İşseven Sait İşseven

      Takipte kal 😉

  3. Nisan işseven Nisan işseven

    Başarılarının devamını dilerim abi gayet güzel olmuş emeğine sağlık.:)

    • Sait İşseven Sait İşseven

      Teşekkürler

  4. Sevgili Sait İşseven,

    Söz uçar, yazı kalırsa ben de bu sayfada kalmaya geldim:

    “Marguerite Duras: Yazmak, konuşmamaktır da. Susmaktır. Sesiz çığlıklar atmaktır.”
    Orhan Tüleylioğlu. Yalnız Kitap. Ankara: UMAG. 2014

    “Yazmak, düşünen insanın en büyük yardımcısıdır. Yazmak demek düşüncelerini sınavdan geçirmek demektir.”
    Matematik Köyü’nün Delisi. Ali Nesin’le Nehir Söyleşi. Aslıhan Lodi. İstanbul: Doğan Kitap, 2016

    Nice yazılarınız olsun 🙂 Sevgilerimle 🙂

    • Sait İşseven Sait İşseven

      Sevgili Tülay Hocam,
      Değerli katkınız için çok teşekkür ederim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.