İçeriğe geç

E-Kitap Meselesine De Bi Tıklar Mısınız?

Ünlü bir teknoloji tüccarı olan Dİck Brass 1999 yılında Amerika’da gerçekleşen Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün ilk e-kitap konferansında, tam da e-kitapların piyasaya yeni çıktığı yıllarda, 2018’e kadar satılan tüm kitapların % 90’ının e-kitap olacağını öngördüğünü açıkladı. Ayrıca geçtiğimiz Ağustos ayında katıldığım Yayıncılık Endüstrisinde Telif Hakkının Yönetimi ve Dijital Teknolojilerin Etkileri Çalıştayında da konuşmacı Jens Bammel’in 1995 yılında yaptıkları bir konferansta 2015 yılına gelindiğinde basılı kitap kalmayacak şeklinde değerlendirmelerde bulunduklarını anlatması bu öngörüyü destekler nitelikteydi.

  Türkiye’de ise ilk e-kitap 15 Nisan 2010’da Vanlı bir öğretmen tarafından İdefix’ten satın alındı ve Türkiye’de ilk e-kitap alan okur olarak tarihe geçti. Tabi Amerika’da  ilk e-kitabın piyasaya çıkmasından bu yana yaklaşık 10 yıllık kayıp zaman dikkat çekmiştir ama yine de çok bir şey kaybetmiş sayılmayız. 

İngiltere Yayıncılar Birliğinin 2017 yılı içinde yaptığı açıklamaya göre ise, İngiltere’de bir önceki yıla göre e-kitap satışlarında %17 düşüş olurken basılı kitapta %7 oranında bir artış olmuş. Amerika’da da durum benzer diyebiliriz. Yine bir yıl önceye göre ABD’de e-kitaplarda %18,7 düşme olurken ciltli kitaplarda %4.1 ve ciltsiz kitaplarda ise %7.5 lik artış olmuş. Türkiye’ye bakacak olursak, TÜİK’e göre web tabanlı elektronik kitap 2015 de 6389 adet iken 2016 da 2697’ye düşmüştür.

Peki 2014 te zirveye ulaştığı düşünülen, başta sektörün öncüleri Kindle, Kobo, Calibro gibi e-okuyucuların satışları neden düştü?

Ya da e-kitaba olan talep neden beklenen seyirde olmadı?

Öncelikle Türkiye’de okuma oranlarının durumu ortada iken e-kitap ve e-okuyucuda yaşanan bu düşüşler pek de dikkat çekmedi aslında. Sadece ticari olarak bu platformda olanlar etkilendi diyebiliriz.

E-kitap okuyucular ilk kez ellerde dolaşmaya başladığında aslında herkese cazip gelmişti. Çünkü yeni bir teknolojik ürün çıktığında satın alma kararımızı etkileyecek artıları her zaman vardır. Zamanla yani kullandıkça kitabın yerini almadığını anladık aslında. Kullanım amacını göz önünde bulundurursak kimimize göre kitaplık estetiğini vermedi, kimimize göre de kahve fincanının yanında selfi çekerken güzel durmadı. Ya da yanımızda cep telefonlarımızın haricinde ikinci bir ekran taşımak istemedik. Hatta iPad kullanıcılarına göre üçüncü bir ekran diyebiliriz. Çünkü e-kitapları cep telefonu, iPad, bilgisayar gibi bir çok ekrandan okuyabiliyoruz. 

Birey olarak değil de toplum olarak baktığımızda ise okuma kültürümüzün teknoloji kültününün epey gerisinde kalmasınında da  etkili olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü e-kitap aynı zamanda teknolojiyi beraberinde taşıyan  bir durum. Aslında buna kültürden çok alışkanlık desek daha uygun olur.

We Are Social ve Hootsuite tarafından yayınlanan “Digital in 2017 Global Overview” raporuna göre Türkiye de internet kullanım oranı %60 (48 milyon) ve bu web trafiğinin de %61’i mobil cihazlar üzerinden gerçekleşiyor. Nüfusumuzun %95 i cep telefonu kullanırken akıllı telefon oranı %75. Ayrıca mobil web trafiğinin de %33 oranında artarak %61′e çıktığını ortaya koyuyor bu rapor. Peki günde en az 3 saatimizi mobil internette nasıl harcamışız? Sırasıyla Youtube, Facebook, İnstagram, Twitter ve Whatsapp ilk 5 te iken, ne hikmetse ekran bağımlılığının ve teknoloji çılgınlığının arttığı bu yıllarda  e-kitap okuma verilerini  göremiyoruz. Muhtemelen çok gerilerde. TÜİK 2017 verilerine göre de durum aynı diyebiliriz.

 

Bir de  bu meseleyi teraziye koyduğumuzda şu durum çıkıyor ortaya:

E-Kitabın Avantajları:

  • Dilediğimiz kadar hatta ömrümüz boyunca okuyamayacağımız kadar kitabı bir arada tutabiliriz. Sanal kütüphanemiz olabilir.
  • Telefon ya da İPad bildirimleri olmayacağı için okumamız bölünmez.(E-kitap okuyucularında geçerli tabi)
  • Yine telefon ya da İpadlere göre pili daha uzun sürelidir.(30 gün yetenler bile var)
  • Kitaba göre yanımızda taşıması kolaydır.
  • Not tutma ve notu bulma daha pratiktir.
  • Yazı puntosunu istediğimiz büyüklüğe ayarlayabiliriz.
  • Daha az ağaç kesilir.
  • Basılı kitaba göre daha ucuzdur.

”Babam Ormandaydı” (Mi Papá Estuvo en la Selva) adlı çocuk kitabıokunduktan sonra toprağa ekiliyor ve bir kaç hafta içinde ağaca dönüşüyor:

E-Kitabın Dezavantajları:

  • Kitapçı raflarında dolaşıp sayfaları karıştırarak kitap seçemeyiz. O hazdan mahrum kalırız kıscası.
  • Sayfaların kenarlarını kıvıramayız ya da cümlelerin altını renkli kalemle çizemez hatta çizmeye kıyamayanlardansak da sayfalar arasına post-it yapıştıramayız.
  • Kitap ruhu dediğimiz o koku, doku hissi olmaz.
  • Sevdiğimiz yazara kitabımızı imzalatamayız.
  • En önemlisi de bir tık ile yazarın hakkını ihlal edebiliriz. (Korsan indirme alışkanlığımız!)

 

 

Listeyi daha da uzatabiliriz aslında  ama ortaya çıkan bazı sorunlara da değinmek gerek diye düşünüyorum:

Öncelikle basılı kitaptaki korsan meselesinin hala önüne geçilemezken dijital korsan meselesinin önüne neredeyse hiç geçilemiyor. Geçtiğimiz yaz Kültür Bakanlığında katıldığım konferansta (yazının başında bahsettiğim) konuşma yapan yetkili maalesef bakanlığımızın dijital korsancılıkla mücadele edemediğini ve herhangi bir adım atamadığını, dijital korsan meselesinin önümüzdeki süreçlerin konusu olduğunu belirti. Bu duruma da dijital korsanla mücadelenin eller bağlı şekilde şuan sümen altında bekletiliyor diyebiliriz. Sonuç olarak da yayıncılara politik taahhütler verilmediği için bir çok yayıncı e-kitap meselesine kuşkulu yaklaşıyor.

Ayrıca geçtiğimiz yıllarda okullarda dağıtılan tabletler konusu ve yaşanan sorunlar bu alanda ne kadar amatör olduğumuzu ortaya koyuyor. Alt yapımızın yeteri kadar hazır olmadığı bu dönemde öğrenciye neden ödevi yapmadığı sorulduğunda; ”tabletimi annem aldı , kardeşim aldı, evde unuttum, evde internet yoktu/kesildi, şarjı bozuk tamire gitti gelmedi” gibi  diyaloglar eğitimin sekteye uğramasına sebep oldu. OECD verilerine göre de maalesef evlerimiz, okullarımız kütüphane ve kitap yoksulu olduğu için yürümeden koşmaya kalkmak birçok öğrencinin düşmesine, başarısız olmasına neden oluyor. Bundan dolayıdır ki birçok ülke basılı kitabı dijitale tercih ediyor. Çünkü hiçbir ülke teknolojinin hızına yetişemiyor.

Bence diğer bir sorun da çocuk kitaplarında diyebiliriz. Ekranlardan uzak tutmaya çalıştığımız çocuklar için basılı kitap daha önemli. Çünkü küçük yaşta okuma, odaklanma dönemlerinde çocuk elinde tuttuğu e-okuyucuda (tablet, telefon ve Kindle) devamlı bildirim tacizlerine uğruyor. Bunun sonucunda da kitap okuyan bir çocuğu bir süre sonra internette dolaşırken ya da oyun oynarken bulmuştur bir çok ebeveyn. Kitabın yarattığı o hayal dünyasına girmesini beklerken maalesef sanal dünyaya mahkum olabiliyor çocuklar. Bundan kaçış yok ve  ekranı yasaklamamın çare olmadığını Prof.Dr. Selçuk Şirin Hürriyet’teki köşe yazısında ”…ekran çağında çocuk yetiştiren ebeveynlerin dikkate alması gereken 4 kural…” adlı alt başlıkta kısa ve net olarak çok iyi açıklamış. En azından bu durumu kontrol altında ve basılı kitapla da dengede tutmak gerekir diye düşünüyorum.

Son olarak ekran yorgunluğumuzun arttığı bu yıllarda basılı kitabın önemini daha iyi anlıyoruz, benim şahsi düşüncem. E-kitap sektörü son yıllarda biraz belli bir dengeye oturmuş durumda. Çünkü her gelen nesil illa ki teknoloji ile haşır neşir  ve hatta mecbur diyebiliriz. Ayrıca e-kitabın da meraklısı seveni vardır elbet ya da doğru kullanıcılar vardır etrafımızda. Çünkü yeni nesil kitaba daha az dokunuyor ve farkını bilmiyor, suç onlarda değil.

Kısacası, batının iyi yanını almalı.

Bir başka yazıda görüşmek üzere.

Mutlu, huzurlu, başarılı ve bol kitaplı bir yıl diliyorum.

Tarih:Tüm Yazılar

4 Yorum

  1. Seval Seval

    Uzerine düşünülmüş ve araştırılmış cok guzel bir yazı,.Tebrik ederim. Basılı kitap benim için de her zaman ilk tercih olacaktir..

    • Sait İşseven Sait İşseven

      Teşekkürler, elimden geldiğince araştırmaya paylaşmaya çalışıyorum

  2. İsmail Ergin İsmail Ergin

    Teknoloji iyidir hoştur ama hayatımızdaki bazı alanlara girmese daha iyidir. Teknolojiden tabi ki yararlanalım ama hayatımızı ona ‘esir etmek’ ile ondan ‘yararlanmak’ arasında kalın bir çizgi var. Bayramda yanına gitmenin yanında, teknolojik imkanlarla büyüğümüzle, dedemizle, ninemizle teknolojik imkanlarla görüntülü konuşmak ne kadar değerliyse; birbirine çatkapı gidilen komşulukların yerine ‘sohbet grupları’nda yazışma ne kadar samimiyse; çoluk çocuk, eş dost geçirilen sıcacık bir akşamın yanında sosyal medyada zaman öldürmenin değeri neyse benim gözümde e-kitabın değeri basılı kitabın yanında o kadardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.